Keşke Rüya Olmasaydı – 5. BÖLÜM
YAZI DİZİSİ(Atilla Kantarcı’nın yazısından ilhamla…) Hüccetullah Hakder
AİDİYET VE DEMOGRAFİK DENGE: MALATYALILAR ŞEHRİNE SAHİP ÇIKIYOR!
Bir şehir düşünün…
İnsanları, sokaklarına, caddelerine, çarşılarına sahip çıkıyor. Malatyalılar, doğdukları topraklarda yaşamayı tercih ediyor. Şehir, sadece taş binalardan değil, onu var eden insanlardan ibaret!
Göç etmek zorunda kalanlar, Malatya’nın yeniden ayağa kalktığını görünce geri dönmüş. Çarşı esnafı tezgâhını açmış, sanatkârlar işinin başına geçmiş. Fabrikalar üretime devam ediyor, iş sahaları genişliyor.
Ve en önemlisi…
Şehir kimliği korunmuş!
Yıllardır “bizi biz yapan değerler” dediğimiz Malatya kültürü yok olmamış. Yerel lezzetler hâlâ aynı sokaklarda satılıyor, eski mahalleler beton yığınına dönüşmeden yaşatılmış. Kendi insanımızın yaşadığı, kendine ait bir şehir…
Gelenekler sürdürülmüş, sosyal doku korunmuş. Şehrin merkezindeki esnaf yine Malatyalı. Dışarıdan gelen sermaye, yerli kültürü yok etmemiş, aksine yaşatmış!
Ve Malatya, eskisinden daha güçlü olmuş.
Göç veren değil, göç alan bir şehir olmuş. Üniversite mezunları geri dönmüş, gençler “burada bir gelecek var” diyerek memleketlerinde kalmış. Kimse daha iyi bir yaşam için başka şehirlere sığınmak zorunda kalmamış.
Ama sonra…
Sokaklarda gezerken bir şey dikkatimi çekiyor.
Yüzler tanıdık değil. Malatyalılar azalıyor, şehrin demografisi değişiyor. Eski mahalleler yıkılmış, yeni yapılan evler başka ellerde.
Çarşı esnafına bakıyorum… Bir zamanlar babadan oğula devredilen dükkânlar, artık bambaşka kişilere ait.
Gelenek yaşatılmamış, dönüşüm adına her şey yok edilmiş.
Ve anlıyorum…
Keşke rüya olmasaydı.
(Devam edecek – Final Bölümü…)
İlginizi Çekebilir