© Malatya Time

Peygamberler “Zalûmen Cehûlâ” Hitabına Nasıl Cevap Verdi?

Murat ÇETİN yazdı.

Kur’ân, insanı zalûm ve cehûl olarak tarif eder. Yani çok zalim ve çok cahil. Peki, bu tanım peygamberleri de kapsıyor mu? Onlar da bu hitaba muhatap mı?

Bu soruya en doğru cevabı yine Kur’ân verir. Çünkü en büyük müfessir Kur’ân’dır ve onun beyanı asıldır.

Peygamberlerin Diliyle Tevbe

Hz. Yunus aleyhisselam, kavmini terk ettiğinde yaşadığı imtihanın ardından Rabbine şöyle yalvarmıştı

لَا إِلَهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
(Enbiyâ, 21/87)

La ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minez zalimin

Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim. Şüphesiz ben zalimlerden oldum

Hz. Adem aleyhisselam, yasak ağaca yaklaşması üzerine Hz. Havva ile birlikte tövbe ederken şöyle dua etmiştir

رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
(A’râf, 7/23)

Rabbenâ zalamnâ enfusenâ ve illam tagfir lenâ ve terhamnâ le nekûnenne minel hâsirîn

Rabbimiz, biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen kesinlikle kaybedenlerden oluruz

Hz. Nuh aleyhisselam, oğlunu kurtarmak için ettiği duanın yanlış olduğunu fark edince Rabbine şöyle yalvarmıştır

قَالَ رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي أَكُن مِّنَ الْخَاسِرِينَ
(Hûd, 11/47)

Rabbi inni eûzü bike en es’eleke mâ leyse li bihi ilmun ve illâ tagfir li ve terhamni ekun minel hâsirîn

Rabbim, hakkında bilgim olmayan bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kesinlikle kaybedenlerden olurum

Hz. Musa aleyhisselam, yanlışlıkla bir adam öldürdüğünde yaptığı hatayı fark edip Allah’tan bağışlanmasını dilemiştir

قَالَ رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَغَفَرَ لَهُ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
(Kasas, 28/16)

Qala Rabbi inni zalamtu nefsi fağfir li feğafere leh, innehu huvel ğafûrur rahîm

Rabbim, ben kendime zulmettim, beni bağışla. Allah da onu bağışladı. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir

Peygamberler Beşeri Konularda Hata Yapar mı?

Kur’ân’ın bu örneklerle verdiği mesaj çok açıktır. Peygamberler, risalet hususunda hata yapmazlar, ancak beşerî konularda hata yapabilirler.

Bu yüzden, peygamberlerin istiğfarları sadece ümmetlerine örnek olsun diye değil, kendi nefislerini tezkiye etmek içindir. Çünkü enbiyâ bile beşer olduklarından ben diyerek şirki hafiye düşebilirler. Fakat onların istiğfarı, bu şirki hafinin tesirini ortadan kaldırır.

Nitekim Peygamber Efendimiz de bu hakikati şöyle ifade eder:

“Ey insanlar! Rabbinize tevbe edin. Zira ben günde yüz defa tevbe ediyorum.” (Müslim, Zikir, 42)

Peygamberler, Allah’ın kudret ve rahmeti karşısında kendi acziyetlerini sürekli itiraf etmişlerdir. Bu yüzden onların istiğfarları, sıradan bir tövbeden çok daha derin bir tevhid şuurunun göstergesidir.

Sonuç olarak, insanın zalûmen cehûlâ olarak tanımlanmasının sebebi, ene yani benlik iddiasıdır. Peygamberler bile bu ene sırrını taşımış, ancak sürekli istiğfar ile bunu temizlemişlerdir.

Kur’ân’ın öğrettiği hakikat budur. Ve her müminin bu hakikatten ders alması gerekir.

Murat ÇETİN

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER